Yalnız başlarına karar veremeyen, girişim yapamayan, eyleme geçemeyen, sorumluluk alamayan bu kişiler yetişkin çağın doğal beklentileri karşısında bir çocuk gibi çaresiz kalırlar. Yakınlarının karar vermesini, girişime geçmesini beklerler. İsteyici, alıcı tiplerdir ama vermeyi bilmezler. Kendisi edilgin- bağmlı kalacak, başkaları ona gertekli şeyleri sağlayacaktır. Dikkat edilirse bu tutum ve davranışlar küçük bir çocuğun davranışlarına benzer. Psikanalitik yayınlarda bu kişilik özelliklerine oral bağımlılık adı verilir ve oral dönemde saplanma nedeni ile oluşur. Aşırı korunan, aşırı verilen, özerklik ve girişim yetileri kısıtlanarak büyütülen kişilerdir. Yanlarında kendilerine bakan, veren, koruyan, destek olan, karar alan kişiler olmazsa çok güvensiz, tedirgin, bunaltılı olurlar. Sorumluluk almayı özerk karar vermeyi, girişimciliği beklemeyen; denetim ve destek sağlayan koruyucu iş yerlerinde uyum yapabilirler.
Çocukluk çağında, özerk, bağımsız ve girişken olmayı hem aile içinde, hem okulda desteklemeyen hatta çok değişik yöntemler ve yasaklarla kısıtlayan toplumumuzda bağımlı kişilik bozukluğunun çok sık görüldüğü düşünülebilir.
Tanı:
Bağımlı kişilik bozukluğu, DSM-IV tanı ölçütleri
Aşağıdakilerden en az dördünün olması ile belirli, genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, uysal ve yapışkan davranışa ve ayrılma korkusuna yol açacak biçimde kendisine bakılma gereksiniminin aşırı olmasıyla giden sürekli bir örüntü.
Yararlanılan kaynaklar:
Ruh Sağ. Ve Bozuklukları Prof.dr.Orhan öztürk (H.Y.B)
Klinik Psikiyatri Kaplan & Sadock (Güneş Kitabevi 2005)